TENEKE

Yaşar Kemal

En çok alkış aldığım oyun . Ne yazık ki elimde yeterli fotoğraf yok...

«TENEKE»

OYUNLARINI «istanbul» Tiyatrosunda veren Gülriz Sururi
ve Engin Cezzar topluluğu Ferhad'la Şirin'den sonra Ya-
şar Kemal'in «Teneke» adlı bir piyesim sahneye koydu.

Yaşar Kemal üe 25 küsur senelik gıyabî bir tanışıklık, son
gençlerde de iyi bir dostlugumiız var. Bu muarefenin başlangıcı
1940 da. «Tan» da yeni yetişmeğe başlayanların eserleri hakkın-
da yaptığım tahlil ve tenkidlerle başlar. O zaman ben Yaşar
Kemal'în bir eserini —hangisi olduğunu bilmiyorum— çok
beğenmiştim. Demek «tenkid mizan» im beni yanıltmamış, çün-
kü Yaşar Kemal iyi bîr romancıdır. Dahası var: Yaşar Kemal
Kadirlilidir ve benim pek çok sevdiğim, muhterem muhibbim
flstad Ali İlmî merhumun da talehesindendir.

Alî îlmî bu hoyrat, gürbüz ve kuvvetli fidanı iyi yetiştirmiş.

«Teneke» tiyatro tekniğine dokunan  ufak tefek hatalara
rağmen memleketin en içtima! bir derdi olan ağalar tahakkü.
müne temas eden yüzde yüz realist bîr piyestir. Eserde aşk
yok, ıztırap var. Bu acı, sahneden bir zehir şelalesi halinde akı-
yor ve neticede fezahat tazilete, yalan hakikate, riya samimi-
yete galebe çalıyor.

Vak'a, Anadolunun bir kazasında geçiyor.  Eski tabir île
mütegallibe denilen ağalar Sazlıdere koyunu tarlaları, mer'ala-
n, bağlan bahçeleri ile binlerce dönüm çeltik  tarlası haline
. koymak istiyorlar. Pirinç ziraat! bataklıkta olur ve civar köy-
ler sivrisinek ve sıtmadan kırılırlar.

Ağalar, evvela Kaymakam vekili olan Tahrirat Katibin) sı-
hıştırıyortar, muvaffak olamıyorlar. Yeni Kaymakam geliyor,
ona bir «emr-i-vaki» yaparak arazinin çeltik tarlası haline ko-
nulma rııhsatnamesini imzalatıyorlar. Kaymakam gençtir, tec-
rübesizdir, bu vazife ilk memuriyetidir. Gadre uğrayanlar, köy-
lülere elebaşı olan bir kadının teşviki ile Kaymakama gelip va-
riyeti anlatıyorlar. Bu sefer genç Kaymakamla ağalar arasında
bir mücadele başlıyor, neticede mevzuu anlatan .dellalın dediği
gibi Kaymakamın kuyruğuna teneke bağlanıyor.

Eser, masa başı uydunnası değildir, hakikatin ta'kendisîdir.
Yaşar Kemal, görmüş, anlamış, duymuş ve yazmış. Yalnız ufak
bir noktaya dokunacağım. Bu çanta eserlerde muvakkat. hadi-
selerin tesiri yel- tutmamalı.  Koylüye ağaların  kuvveti erini
Amerikadan aldıklarım söyletmeğe ne lüzum var? Bunu köylü
ne büir?

Ortada bir dert var. Köylüyü boyunduruk altında inleten
ağalar... O kadar. Buna pîyese başka bîr hüviyet verdirecek fi-
kirler sokuşturmak eserin güzelliğine halel veriyor. Ben ve be-
nîm gibi pek çokları bu yersiz ve  lüzumsuz sokuşturmadan
sonra piyesi başka türlü seyrettik.

Piyesle hakim rol, Zeyno Kadın rolünü yapan Gülriz Sururi-
dedir. Bu sanatkar,bu rolde bir harikadır! Hiçbirzaman onu
bu derece mükemmel görmemiştim. Onun için tebrik kelime-
sini az buluyorum.

Engin Cezzar, eski şakî Mehmet Ali rolünde fevkalade idi,
«dilsiz roli» denilecek kadar az konuşan bu rolde Engin yarat.
tığı hava ile birden ön safa geçmiş bulunuyor ve piyesin son.
lannda mevzuu en belagatlî şekilde konuşturan onun tüfengin.
den çıkan mermilerdir.

Artistlerin hepsi birbirinden iyi idi, ütilite kabilinden olan
rolleri bir tarata bırakıyorum, takat  Mehmet Akan'1 «Resul
Efendi» rolünde çok kuvvetli gördüm. Hele Tuncel Kurtîz men'
faatinden başka birşey düşünmeyen «Murtaza» dan o derect
nefret ettirmesîni bildi ki san'at kudretine hayran oldum. Ağ
zindan Allah ismin! düşürmediği halde cebine girecek nakdîn fai
için köylüyü mahveden Patır Patır (Umur Bugay) takdire se
zadır. Kaymakam rolünü Şevket Altug yaptı, idealist bir ğenç
memurun hayal kırgınlığım, ağaların bir türlü devrllmeyen sal
tanatının heyulası altında ezilerek elînde zavallı bir valizle yü
rüyerek kazadan koğuluşu bu asırlık marazın dehşetin! ne gü
zel anlatıyordu.

Mizansende yarım perdenin üzerindeki projeksiyonları
eserin hayatiyetine tesir edecek kadar lüzumsuz ve manasızbuldum.

Biz Anadolunun ne olduğunu bilmiyor muyuz? Bilmiyorsak
oynanan piyes bunu bize sefaletiyle, lehçesiyle, bütün taciasıylı
söylüyor. Bir de bunu fena çekilmiş  resimler gösteren bil
«lantern .majik» le izah etmek hevesine kapılmayı arılamam.

Piyesi bize takdim eden ve her perdede mevzuun seyrini
anlatan bir dellal var ki göğsünde kırmızı kordelaya bağlı kahve
 fincanı, parça parça bir asker ceketi ile evvela bir meczup
zannı veriyor. Halbuki bu tiple Yaşar Kemal istiklal Madalya
sına hak kazananlara karşı yapılan haksızlığı da hicvetmiş olu-

Yor.

Bu Rolü yapan Oğuz Oktay tebrike şayandır.