|
Konu : Feng Shui
|
|
|
Tarih :
12.03.2004
|
Hatip : Can Aytıs
|
|
Bu akşam sizlere Çin felsefesinin mimariye yansıması olarak kısaca tanımlayabileceğimiz Feng Shui hakkında ulaşabildiklerimi sizleri fazlaca bunaltmadan, fazla detaya girmeden, ana prensiplerini ve bu felsefeyi oluşturan unsurları aktarmaya çalışacağım. Önce Feng Shui nin ne olmadığından
başlarsak tanımlamada daha kolay yol alırız. O zaman Feng Shui nedir ? Asıl ismi Kan Yu olan, daha yaygın
ismi ile Feng Shui nin sözlük anlamı Çinlilerin sert rüzgarlardan ve sellerden korunmak ve doğayla uyum içinde yaşamak için ev, çalışma mekanları günümüz değimiyle ofisler, tapınak, hatta ve hatta şehirleri tasarlarken kullandıkları geleneksel bir tasarım yaklaşımıdır. Başka bir tanıma göre de Feng, yaşam enerjisi veya gücü anlamına gelen ‘CHI’ yi; Shui ise akışı ve ‘TAO’yu simgeler. Buna göre Feng Shui, yaşam enerjisinin akış yolunu anlatan bir terimdir. Feng Shui, kökeni yaklaşık 6000 yıl önceye dayanan çok eski bir Çin sanat ve bilimidir. Astronomi, Astroloji, Jeoloji, Fizik, Matematik ve en önemlisi Çin Felsefesi, Sembolizm ve Psikolojinin birleşmesinden oluşan, güçlü gözlem ve deneyselliğe dayalı bir sistemdir. Çevre, insan, zaman ve binalar arasındaki etkileşimler üzerine yapılan bir çalışmadır. Kişinin mutluluğunu sağlamak için bu etkileşimleri doğru anlamaya ve kullanmaya dayalı bir uygulamadır. Feng Shui nin temel amacı: dayandığı felsefenin çıkış noktası olan “evren bir bütündür ve insan bu bütünün bir paçası ve evrenin küçük bir modelidir.” düşüncesinden yola çıkarak insanın doğanın dengesine ayak uydurmasını sağlayarak uyum içinde yaşamasını sağlamaktır. Daha basit ve yaygınlığından ötürü
kolay anlaşılacak bir deyimle Feng Shui yi bina ve kentlere
uygulanan akupunktura benzetebiliriz. Akupunkturla insan vücudundaki
enerji blokajlarını açarak enerjinin doğru akımı sağlanıp, bu
blokajın sebep olduğu rahatsızlıklar giderildiği gibi ‘Feng Shui’de
mekanlarda enerji akışını bozan veya engelleyen mimari
düzenlemelerin kaldırılarak enerji akışının sağlanmasını dolayısıyla
da insanların huzurlu ve mutlu yaşayabilecekleri mekanların
oluşturulması sağlanmaktadır. Ancak göz ardı edilmemesi gereken ana koşul: mimarinin temel kuralları olan fonksiyon “işlevsellik”, sağlamlık ve estetik ilkeleri ile her anlamda izolasyonun sağlanmasından sonra bu doğrulara ek olarak Feng Shui devreye girip psikolojik gereksinmelerin de karşılanması sağlanmaktadır. Feng Shui nin ana kabulü “İçimizdeki
sevgi, korku, öfke ve zevk gibi duyguları oluşturan kendi yaşam
enerjimizdir. Bu enerji, bulunduğumuz mekanı ve hatta bu mekanı
kullanan diğer insanları da etkiler.” Bu ana kabulden yola çıkarak
Feng Shui yi psikolojik açıdan mekanın hissi olarak da tanımlamak
mümkündür. Kişinin yaşadığı mekanda kendini rahat, huzurlu ve güven
içinde hissetmesi çok önemlidir. Bunu sağlamak için kişinin hayat
görüşü, zevk ve beğenileri gibi kişisel özelliklerin mekanın
tasarımıyla örtüşmesi gerekir. Feng Shui uygulamalarında doğrusu
mimarın bu öğretiyi biliyor olması veya Çin’de uygulandığı gibi Feng
Shui uzmanlarının mimarlarla beraber çalışmasıdır. Feng Shui
kuralları neyin nerede daha doğru olacağını belirler, bundan dolayı
bütün mimari stiller ile uygulanabilir. Mimarinin temel kuralları olan
fonksiyon “işlevsellik”, sağlamlık ve estetik ilkeleri ile her
anlamda izolasyonun sağlanmasından sonra bu kurallara uyularak
tasarlanmış bir mekanın insan yaşamına katkıları kısaca şöyle
özetlenebilir: Nereden ve nasıl çıkmış bu öğreti? Bu üç temel öğretiyi kısaca incelersek
Feng Shui öğretisinin de kısaca tarihine göz atmış oluruz. İkinci öğreti olan Pusula okulu daha az topografik eğriye sahip olan yani daha düz bir arazide kuzey Çin’de toprak okulu prensiplerine göre yerleşecek alan bulmakta zorlanılması üzerine geliştirildi. Kuzey Çin’in düz ovalarında sert ve soğuk kuzey rüzgarları ile güneyden gelen nemli ve sıcak havadan korunmak için oldukça çok çaba sarf edilmesi gerekiyordu. Zamanın bilim adamları en iyi yerleşimin nasıl yapılabileceği üzerine karmaşık astrolojik ve astronomik hesap biçimleri geliştirdiler. Ancak en küçük sapmaların bile hesapları alt üst etmesi onları zamanın en güvenilir aracı olan pusula ile yön bulmaya itmiştir. M.Ö.300 yılında Usta Han Fei nin kitabında ev yerleşimlerinde yön bulmaya yarayan Si Nan ın kullanıldığı yazılıdır. Pusulanın keşfi kullanımının ise çok daha öncelere M.Ö.1115 – 1078 Zheng Wang’s Hükümdarlığı zamanında başlanıldığı kabul edilmektedir. Başka savlara göre pusulanın kullanılışının Huanghi Hükümramlığı zamanında olduğu (M.Ö. 2697-2597) savunulmaktadır. Pusula okulunun yöntemi yönlerin hayatın çeşitli alanlarını kendilerine özgü bir biçimde etkiledikleri fikrini ortaya koydu. Örneğin, Güney güneşin yoluna doğru olan yönelimi ve soğuk rüzgarlardan uzak oluşuyla uzun ömür, ün ve servet getiren en uğurlu yön ilan edildi. Toprak okulu gibi kökü doğal dünyada bulunan ama değişik yerlerde Feng Shui nin daha kolay kullanımına izin veren pusula okulunun geliştirdiği öğreti bugün uygulanan Feng Shui nin gelişiminde önemli bir adımdır. Yönlere 5 elementin, mevsimlerin, renklerin bağlanmasıyla gelişerek günümüze kadar gelen Feng Shui öğretisinin üçüncü okulu son elli yıl içinde California’daki Berkeley Üniversitesinde Feng Shui uzmanı Prof.Thomas Lin Yun tarafından geliştirilen kimi görüşlere göre de yeniden derlenen öğretidir. Thomas Lin Yun okulu bir yerin Feng Shui sini analiz etmeye başlama noktası olarak binanın ya da odanın ana kapısını kullanırlar. Eski okul bir odanın hangi yaşam konularını temsil ettiğini belirlemek için bir pusulayı gerekli görürken Lin Yun yöntemi bu önemli alanları oda kapısına göre saptar. Giriş yönü kuzey olarak kabul edilir ve tüm yön ve onlar ile ilgili alanlar sembolikleştirilerek doğadaki uyumun sembolik bir modeli oluşturulur. Sade ve basit oluşu nedeni ile bu öğreti batıda çok yaygın hale gelmiştir.Form Okulu adı da verilen bu yeni sistem Feng Shui öğretisine bir de spritüel boyut kazandırmıştır.
Tao (yol) Yin ve Yang Yin doğanın pasif esaslarını temsil
eder Yaşanılan mekanlarda da bu dengenin sağlanması gerekir. Feng Shui, ana esaslarından biri olan bu zıtlıklar arası denge ve uyumu yakalayabilmek için neler yapılması gerektiğine dair kurallar içermektedir. Örneğin, çok karanlık (yin) bir çalışma odasının kişi üzerinde yaratacağı uyuma isteği ve dalgınlık gibi etkiler iyi bir aydınlatma ile çözümlenmeli ve ortama biraz yang unsurlar eklenmelidir.
Yin Yang İç ……………………………………………….. Dış Özetleyecek olursak:
Fiziksel ve metafiziksel olarak
dünyanın, evrenin ve insanlığın gelişmesini ve büyümesini sağlayan
canlı ve besleyici güçtür. Batılılara soyut gelen bu düşünceye Doğu
kültürlerinde sağlık ve refahı yönlendiren enerji olarak bakılır.
Feng Shui, mekanda chi nin pozitif etkilerini maksimuma çıkararak
kişinin bundan yarar sağlamasını sağlar. Batıda da chi nin özellikle
iyileştirici etkileri üzerinde araştırmalar yapılıp kabul görmüştür. Canlı cansız tüm varlıkların varlıklarını sürdürebilmeleri bulundukları yerdeki chi oranı ve titreşim seviyesi ile doğrudan ilişkili gibi gözükmektedir. Chi nin bol ve kaliteli olmasının yanı sıra chi nin bulunduğu yerde rahatça devinebilmesi gereklidir. Aksi durumda canlıların yaşam kalitesinde ve sağlıklarında gerilemeler olacaktır. Chi nin doğada olduğu gibi yumuşak kavisler çizerek akmasının sağlanması her zaman iyi sonuçlar doğurur, bu da mekanda bulunanları olumlu etkiler. Sha
I-Ching, feng shuinin felsefi temelini oluşturur: “Değişmeyen tek şey değişimdir”. Çinliler, zıtlıklar arası etkileşim bilgisini formüle ederken, bu karmaşık sistem içinde evrendeki değişikliklerin ve bu değişikliklerin etkilerini sembolize eden enerji şekilleri bulmuşlardır. Bu enerji şekillerini ve değişimlerini düz çizgi (yang) ve kırık çizgi (yin) ile oluşmuş trigram veya hegzagramlarla ifade etmişlerdir. Feng Shui de dört ana yön ve dört ara yönü, bunların etkilerini temsil eden sekiz trigram kullanılmaktadır. Chien: Kuzeybatı: Gökyüzü, sonbahar
sonu, dayanım, metal elementi, yuvarlaklık Kun: Güneybatı: Yeryüzü, sonbahar başlangıcı, uysallık, toprak elementi, dörtgenlik
Her şey canlıdır
Her şeyin bir başka şeyle bağlantılı olduğu bir hayat ağı içinde yaşamaktayız. Bu prensip mekanın içinde de devam eder. Örnekleyecek olursak, karışık bir dolabın içindeki kaotik chi mekanın geri kalanına da dağılır, mekanda kısıtlayıcı bir etkide bulunur. Her şeyin içinde bulunan chi sürekli olarak değişir. Bu değişim büyüme ve chi nin dinamizmidir. Örneğin, gerekli olduğu halde hiçbir değişiklik yapılmamış bir mekan orada yaşayan insanı eski sıkıntılara doğru çeker. Bu, bir yıpranmış mobilya, kalabalık bir kitaplık veya bakımsız bir bitki olabilir. Yapılması gereken, değişimin gerçekleştirilip mekanda bulunan pozitif chi nin akışını engelleyen hatta negatifleştiren bu etkiyi kaldırıp daha fazla uyumlu chi yi mekana davet etmektir. Unutulmamalıdır ki, evrende değişmeyen tek şey değişimdir.
Beş element teorisi insanın, makrokosmosun mikro bir örneği olduğunu, makrokosmos içinde var olan her geçişin mikrokosmos için de geçerli olduğunu savunmaktadır. Zihin, ruh, beden üçlemesinden oluşan insanın içinde var olan her şeyin bir bütünün parçası olduğu varsayılır. Örnek vermek gerekirse, bir ağaç binlerce tohum içeren yüzlerce meyveye sahiptir. Aynı zamanda her tohumun içinde binlerce tohuma sahip başka bir ağaç bulunmaktadır. Bu açıdan bakıldığında her ağaç potansiyel bir ormandır. Doğa içinde var olan varlıkların görevi, yaşam alıp vermektir. Yaşam, yalnızca madde değildir. Zihin, ruh, istek ve arzular, beklentiler, sorunlar, çözümler.. kısaca var olan her şey bir arada yaşamı oluşturur. Yin Yang devresi zıtlıklar arasındaki gidiş-gelişleri sembolize ederken beş element teorisi olayların başlama, ilerleme, gelişme, yorulma ve sona erme sürecini temsil eder. Yin Yang aydınlık ve karanlığı anlatırken; beş element bu iki evre arasında oluşan şekil, karakter ve renk ayrımlarını anlatır. Mekanın “feng shui”si oluşturulurken kullanıcının elementini saptamak çok önemlidir. Mekanda bu kişinin elementinden mimari unsurlar ile düzenleme yapılmalıdır. Bazı feng shui uzmanları özel element testleri yaparak kişilerin elementini bulmaktadırlar. AĞAÇ
TOPRAK
SU
Elementlerin tüketici döngüde olumsuz bir etkisi yoktur. Daha çok elementsel uyumu sağlamak için kullanılan en hoş yöntemlerden biridir. Bir mekanın element dengesini sağlarken özellikle bir element hakim olduğunda yok edici döngü dengeyi sağlamak için hangi elementlerin devreye sokulmasının gerektiği gösterecektir. Hakim olan element, onu tüketen elementle birleştiğinde besleyici döngüye dönebilir ve element dengesi mükemmelleşir. Hakim olan element ağaç ise onu kontrol eden metal elementi kullanılmalı, toprak ve ateş ile belirginleştirilmelidir. Su elementi fazla kullanılmamalıdır.
BAGUA VE YÖNLER Bagua feng shui nin haritasıdır. Kökeni i-ching değişimler kitabına dayanır. I-ching deki her biri yin ve yang özellikler taşıyan temel sekiz trigram doğadaki beş element, yönler, renk gibi özellikleri dikkate alarak sekizgen bir şemada birleştirilmiştir. Bu haritanın merkezinde ise yin yang sembolü bulunmaktadır. Bunun anlamı ise merkezde tüm zıt güçlerin bir arada dengede bulunmasıdır. Bu sekizgen şekil aslında doğanın küçük bir sembolü gibidir. Feng shui de mekan düzenlemesinde kullanılan bir şablon görevi yapar. Baguanın sekizgen şekli, sekiz ayrı yönü temsil eder. Bu yönler meslek, bilgi, sağlık, zenginlik, ün, evlilik, çocuklar ve yardımcı insanlar gibi temel yaşam alanlarını yönetir. Her bir pusula yönü beş elementin yön özellikleriyle de ilişkilendirilmiştir. Ağaç, ateş, metal ve su dört ana yön olan kuzey, güney, doğu ve batı ile ilişkilidir. Beşinci element toprak ise haritanın ortasında yer alır. Tüm maddeler bu ana unsurların birleşiminden oluşur ve birlikte chi yi oluştururlar. GÜNEY BATI
DOĞU GÜNEYDOĞU GÜNEYBATI KUZEYDOĞU KUZEYBATI Bagua haritası aynı zamanda insan yaşamında gereken her şeyi içinde bulundurur. Bu uygulamada önemli olan kişinin doğayla uyum içinde yaşaması, böylece kendini doğanın bir parçası olarak görüp, yaşam akışında kendini denge içinde hissetmesidir. Her insanın yaşamı boyunca arzuladığı sağlık, başarı, refah gibi unsurlar feng shui ye göre kişinin kendi elinde olan ve içinde saklanmış bulunan gerçeklerdir. Doğayla uyum içinde yaşayan insan doğasında bulunan kendi cevherlerini keşfedebilir. Feng shui de yapılan her uygulama kişiye bu cevherlerini keşfedebilmesini sağlamak için yapılmaktadır.
Feng shui kurallarına göre mekan düzenlemesi yapılırken mekandaki chi seviyesini artırmak ve istenilen etkiyi yaratmak için kullanılan araçlar şunlardır: Renk, aydınlatma, aynalar, canlılar, doğal nesneler, su ögeleri. Renk Geleneksel Çin felsefe ve biliminde kullanılan görülebilen renk spektrumu kırmızıdan sarıya (yang chi) ve yeşilden mor siyaha (yin shui) olarak sıralanır. Temel renklerin feng shui ye göre özellikleri ve genel olarak kullanım alanları şöyledir: Kırmızı Sarı Yeşil Mavi Mor Pembe Turuncu
Beyaz Siyah Feng shui de tüm pastel renkler yin; parlak ve canlı renkler yang dır.
Aydınlatma elemanlarının içine elektrikli aydınlatma elemanları, mumlar ve doğal günışığı girer. Şömineler de ısı yanında ışık kaynağı olarak da kabul edilirler. Aydınlatma, çoğunlukla verdiği sıcaklık ve ışık sayesinde mekana chi getirmenin çabuk ve en kolay yoludur. Aydınlatma ile alçak bir tavanı görsel olarak yükseltmek, mekan içindeki kayıp alan dengesini sağlamak da mümkündür. Floresan lambalar ışık tayfının sadece bir kısmını yayarlar. Bu da bir mekanın içindeki chi nin ve burada yaşayan veya çalışan insanların enerjisinin tükenmesine neden olur. Bu etkiyi azaltmak için full spektrum karpuzlar, reflektörler kullanılsa da floresan ışığının titreşimi mekandaki insanların ve mekanın chi sini tüketmeye devam edecektir. Mümkün olduğu kadar floresan lambaların kullanımından zorunluluk hallerinde uzun süreli kullanımından kaçınılmalıdır. Bir başka yöntem de floresan ile yapılan aydınlatmanın halojen ve akkor ampullerle desteklenerek enerjinin yayılmasındaki dengenin sağlanmasıdır. Çok aydınlık ortamlar ve güçlü ışık kaynakları baş ağrılarına yol açar ve sıkıntı verir. Bu durum, günışığı için bile geçerlidir. Çok karanlık ve loş ortamlar ise bunaltıcıdırlar ve insanlarda karamsarlık yaratırlar. Yaşama mekanı, çocuk odası, çocuk oyun odalarının günışığının yetersiz olduğu kuzeye bakan odalarda olmaması önemlidir. Köşelerdeki basık mekanlarda chi yi yükseltmek için endirekt aydınlatma elemanları kullanılıp, yumuşak ışıklar seçilmelidir.
Aynalar chi yi harekete geçirir, düzenler ve dolaştırır. Mekanları daha geniş göstererek ışığı yansıtarak chi dolaşımını yeniden düzenlerler. Kayıp alanları görsel olarak mekana dahil ederek de pek çok soruna çözüm olabilirler. Çoğunlukla binaya giren insanlara mekanı daha büyük göstermek için girişlerde kullanılırlar. Örneğin, bir odanın iki duvarı farklı yükseklikteyse yani eğimli tavanı olan bir odada chi yi yükseltmek ve mimari görünüşü dengelemek için alçak duvara bir ayna yerleştirilir. Tüm duvarları ayna ile kaplamak bir oda içinde dinamik bir değişiklik yaratırken; sha da oluşturabilir. Kayıp alan yaratan L planlı mekanlarda mekanın içine çıkıntı yapan duvarlarda ayna kullanılarak bu alanların mekana dahil edilmesi sağlanır. Özellikle aynanın asıldığı duvarın tam karşısında bir pencere varsa ve güzel bir manzaraya bakıyor ise aynaya yansıyan görüntü sayesinde mekan daha fazla derinlik kazanır. Merdiven basamaklarının aşağıya inen kollarının karşısına yerleştirilen ayna, aşağıya akan chi yi yansıtarak mekanda tekrar dolaşmasını sağlar. Büyük veya küçük kullanılacak tüm aynalar en azından başın bütününün görülebileceği yükseklikte asılmalıdır. Görüntünün kesilmesi veya kişinin kendini görebilmesi için eğilip bükülmesi sha yaratacağından olumsuzdur. Aynalı tavanlar birbiri üzerine binmiş şevli ayna modelleri ya da donuk antika aynalar gibi görüntüyü bozacak ya da kesecek ayna uygulamalarından kaçınılmalıdır. Chi nin doğru akışını sağlamak açısından mekanda kullanılan aynalar doğru kullanılmış olmak şartıyla temiz tutulmalıdırlar. Aynalar su elementine aittirler. Su ateşi kontrol ettiği için çoğunlukla şömine üzerlerine asılırlar. Böylece yansıtıcı su, ateşli chi yi dengeler. Yemek bölümünde ayna kullanılması konukların ve sofradaki yemeklerin miktarını sembolik olarak iki katına çıkardığı için feng shui de olumlu etki yaratır. Aynalar aynı zamanda güvenlik ve konfor duygusu da sağlayabilirler. Arkası kapıya dönük olarak oturan kişilere girişi gösterecek şekilde konulmuş bir ayna girenlerin varlığını haber vereceğinden ani korkulara engel olur. Ayna kullanımının doğru olmadığı durumlar da vardır. Uzun bir holün sonuna asılmış bir ayna, sadece bu uzunluğu iki katına çıkarır. Yatağın karşısına gelen aynalar, özellikle gece boyunca uykusu bölünen kişiler için çok olumsuzdur. Karanlıkta yansıyan hareketler, kişinin ürkmesine neden olacaktır. Aynalar, chi yi uyarıp harekete geçireceğinden yatak odasına uyanık enerji getirecektir. Bu da rahat bir uyku için istenilmeyen durumdur. Ne kadar büyük ve güzel olursa olsunlar, birbirlerinin karşısına asılmış aynalardan kaçınmak gerekir. Sonsuz görüntü oluşturacaklarından insanların yön duygusunun kaybolmasına ve o alandaki yaşamsal chi nin yok olmasına sebep olurlar.
Bu kategorinin içine düzenli olarak bakım gerektiren bitki, çiçek ve evcil hayvanlar girer. Sağlıklı bitkiler ve taze çiçekler potansiyel olumlu chi taşıyıcılarıdır. Herhangi bir bagua köşesi için her zaman olumlu sonuç verirler. Çiçeklerin içine konuldukları kaplarla olan uyumları da mekan için sağlayacakları chi nin artmasını sağlayacaktır. Örneğin, mavi seramik saksı içinde bulunan mor gloksinya güneydoğuyu canlandırır. Kırmızı vazo içindeki kırmızı karanfiller güney alanını; metal bir vazodaki beyaz papatyalar ise batı alanını canlandırmak için uygundurlar. Mekanlarda ışığın uygun olmaması durumunda yapay çiçekler de kullanılabilir. Çiçek kullanımında olmazsa olmaz, canlı veya yapay sağlıklı görünmeleridir. Kurumuş ve bakımsız bitkiler bulundukları mekanın chi sini öldürür. Tüm bitkiler ağaç elementini temsil etmekle beraber renk ve biçimlerine göre farklı elementleri temsilen de kullanılabilirler. Örneğin, sardunya, begonya ve kırmızı çiçekli bitkiler ateş; sarı çiçekli bitkiler toprak; yasemin, petunya, beyaz zakkum gibi beyaz çiçekli ve yuvarlak yapraklı bitkiler metal; menekşe su elementini temsilen kullanılır. Bazı bitkiler havayı temizleme özelliğine sahiptir. Olumlu chi sağlayan görselliğin yanında bu bitkileri kullanarak daha fazla kazanç sağlanabilir. Eğrelti otu, ateş çiçeği, fil kulağı, bodur muz, kauçuk bitkisi, dişi palmiye gibi.
Taşlar, kaya parçaları, kozalaklar ve benzeri doğal nesneler feng shui de doğal enerji depoları olarak kabul edilirler. Mekanda kişide yarattığı etki ve çağrışımlara bağlı olarak herhangi bir bagua köşesine yerleştirilebilirler.
Su Ögeleri Feng shui de mekanın içine veya dışına bir su ögesi eklenmesi chi yi harekete geçirir ve uyarır. Feng shui de su elementi para akışıyla da ilgilidir. Bu nedenle su ögeleri özellikle kariyer ve bereket alanları için idealdirler. Su sesinin dinlendirici ve sıcak iklimlerde serinletici etkisinden faydalanmak için farklı kültürlerde de eski Türk evlerinde, antik Yunan ve Roma hastanelerinde kullanılagelmiştir. Bir çok kaynağa göre kristaller, rüzgar çanları, kırmızı püsküller ve benzeri nesnelerin bir mekanın feng shui sini dengelemek için kullanıldığına rastlanılmaktadır. Ancak bunun doğa ile uyumlu ve dengeli bir yaşamla ilgisi yoktur. Doğayla uyumlu ve dengeli yaşam klasik feng shui elementlerinin mekanda doğru kullanımıyla ilişkilidir. Bu doğrultuda kullanılan objeler, semboller ve renkler kişiden kişiye, mekandan mekana farklılaşırlar. Ancak, unutulmamalıdır ki, bir objenin iyileştirici gücü diye bir şey kesinlikle söz konusu değildir. İyileştirici olan element dengesidir. Şu ana kadar size aktarmaya çalıştıklarım feng shui öğretisinin temel kuralları ve temel ögeleridir. Bundan sonra bu ögelerin mekanda kullanımlarını ve bunların kullanım şekillerini düzenleyen kuralları yani bir binadaki mekanların kapı girişinden başlayarak yaşama mekanı, mutfak, yatak odası, koridor hatta ve hatta tavan arası kullanımını, mobilya yerleşimini, pencerelerin ve kapıların konumunu, kullanılacak mimari ögelerin formlarını, binanın strüktürel yapısının iç mimariye etkilerini tek tek incelemek ve genel kurallarını istisnalarıyla beraber anlatmak gerekiyor. Mekanların bagua haritasının çıkarılışını, her mekanın bagua alanlarının her üç okula göre nasıl tespit edildiğini, bu alanların yön ve elementlerle olan bağlantılarını, merkezde sağlık alanının, kuzeyde kariyer alanının, kuzeydoğuda bilgi ve gelişim alanının, doğuda aile alanının, güneydoğuda bereket alanının, güneyde ün ve tanınma alanının, güneybatıda ilişkiler alanının, batıda yaratıcılık ve çocuk alanının, kuzeybatıda seyahat ve yardımcı insanlar alanının, binanın tümünde ve ayrı ayrı her mekanda nasıl planlandığını; bu planlamalarda üç okulun uyguladığı yöntemleri ve bu yöntemler sonucu oluşan kayıp bagua alanlarının mekana katılım yöntemlerini sizlere aktarmaya kalkıp, hepinizin üzerinde olumsuz chi yani sha yaratarak bu enerjinin bana dönüşüyle de beni antipatik algılamanızı istemem. Bana ve bu zulme tahammülünüz hala var ise , başka bir konferansta öğretinin uygulama kısmını da sizlere aktarmaya çalışırım. Doğuda veya batıda , insanların mutlu yaşayacakları mekanları oluşturmanın yolu sanırım hep farklı yol ve yöntemleri izleyip aynı noktaya varıyor.. |
|